en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
Kapadokya
1059
enable
skins/tunes/skin.css
muzik|http://youtu.be/aobKT3YmOuQ
true
true
50
1
top
false


KAPADOKYA

Kapadokya dediğimiz bölge Nevşehir başta olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerini içine alır. Bu bölge 60 milyon yıl öncesinde oluşmuştur. Uzun süre rüzgar,kar,yağmur,soğuk,sıcak,deprem,sel,v.s.. ile oluşumunu sürdürmüştür. Hristiyanların Roma baskısından kaçıp saklandığı devasa bölge olmuştur. Kapadokya içinde mağaralar, yer altı şehirleri, vadiler, dar ve çok uzun geçitler barındırır. Öyle ki; Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde bulunan ve günümüzde yıkıldığı tahmin edilen geçit Gülşehir’i baştan sona yerin altından bazı merkezlere bağlamıştır. Kilometrelerce uzunluktaki geçitler günümüzde pek kalmasa da bunun kalıntıları bile insanları hayrete düşürmektedir.

Kapadokya’nın tarihine göz atacak olursak; Uzun yıllar büyük uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. İpek Yolu’nun önemli duraklarından biri olarak tarihte yerini almıştır. Öyle ki insanlar ticaretlerini bu yollarla sağladığı dönemlerde paha biçilemez eşyalar bu yollar üzerinden geçmiştir.

Kapadokya’nın gezilecek görülecek yerleri arasında bir seçim yapmaya kalkıştığımızı düşünelim. Birkaç tane görülmeye değer yeri sıralayalım: Avanos, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Ortahisar, Ihlara Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Güvercinlik vadisi, Aynalı Kilise, Mustafapaşa, El Nazar Kilisesi, Kurşunlu Camii ve birçok mekân…

Şimdi ise yukarı gördüğünüz bu muhteşem doğa harikalarından bahsedelim. Bu gördüğünüz güzellikler insan eli değmeden oluşmuştur. İnanılmaz gibi görünen bu yapıların mazisi çok ama çok geniştir. Öyle ki bir peri bacasının oluşması en az 100 sene sürmektedir. Günümüzde ise bu süre gittikçe uzamaktadır. Düşmeden duran şapkaları sanki iple bağlanmış gibi bir his uyandırsa da aslında hiçbir şey ile bağlanmamıştır. Doğanın bize sunduğu bu ibretlik yapılarındış kısmı çok sert fakat kumu oldukça yumuşaktır ve rüzgâra suya çok dayanıklı değildir. Bu yüzden bu yapıların oluşumu için rüzgâr ve yağmurun çok büyük etkisi vardır.

Kapadokya’nın kalbi Nevşehir’de ve yakınlarında çokça bulunan peri bacaları yavaş yavaş yok olmaktadır. Ancak bu da peri bacalarının oluşması kadar doğal bir süreçtir. Bir Nevşehirli olarak yaptığım incelemede resimde gördüğünüz yerin (Ürgüp Girişi) yavaş yavaş aşındığını ve eski güzelliğini kaybettiğini gördüm. Fakat Uçhisar’da ve çevresinde bulunan dik yamaçların aşındığını ve bunun sonucunda ise peri bacalarının oluştuğuna tanık oldum.

Peri bacalarının jeolojik oluşumundan ayrıntısıyla bahsetmedim fakat bu oluşuma etki eden Erciyes ve Hasan Dağı’nın lavları ve külleri ile oluştuğunu da paylaşmak isterim. “Küllerinden Doğmak” deyimini gerçek manasıyla Kapadokya’ya söylemek pekte yanlış olmaz sanırım.

Bölgeye gelen turistlerin Japon ağırlıklı olması ise bu bölgenin ne kadar muhteşem olduğunu kanıtlar nitelikte. Öyle ki bir Japon turistle konuşmamı sizler ile paylaşmak isterim.

Japon turiste neden buraya geldiğini o kadar çok tatil yeri varken neden burayı tercih ettiğini sordum. Aldığım yanıt beni çok şaşırttı. “Biz Japonlar dünyaya teknoloji satmaktayız ama burayı görünce ne kadar az şey yaptığımıza inanır oldum. Çünkü buralar gerçekten muhteşem. Teknolojimizi sonsuza ulaştırsak bile bizim bu yapılardan bu denli haz almamız mümkün olmaz. Bu şeyler kesinlikle paha biçilemez. İşte bu yüzden buraları tercih ediyoruz.“ Turistle İngilizce konuştuğumdan dediklerini tam manasıyla anlayamadım fakat bu bölümü beni çok etkilemişti. O kadar çok yabancı turist görmeme karşılık yerli turistlerimizin buraya gelmediği de gözüme çarptı. Sanırım bizim insanımız “tatil” kavramını deniz-kumsal olarak algıladığından buraları tercih etmiyor. Aslında peri bacalarını gezmek o yer altı şehirlerinde gezmek sabahtan akşama kadar denize girmekten daha eğlenceli ve daha güzel. Bu bize Allah’ın bir lütfu. Buraları gezip görmek bile insanı Allah’a yaklaştırıyor..