en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
Efes Antik Kent
2480



Efes Antik Kenti


Antik Çağın Altın Şehri Efes, antik çağın en tanınmış kenti... Roma'nın Küçük Asya eyaletinin görkemli başkenti... Erken Hıristiyanlık döneminin en önemli dinsel merkezlerinden biri... Meryem Ananın yaşamının son günlerini geçirdiği, Aziz Paulus'un defalarca ziyaret ettiği ve antik çağın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağının bulunduğu yer... 

Efes, Türkiye'deki onlarca antik kent içerisinde en etkileyici ve en ünlü olanı. M.Ö. 1000 yıllarında kurulmuş olan şehir, Romalıların Asya'daki başkenti. Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı bu alan üzerine kuruluymuş. Antik Efes kenti, Hıristiyan dini için de özel bir öneme sahip. St.John, incilini burada yazmış. Meryem Ana'nın Efes'de öldüğü kabul edilmekte. Efes, önceleri Küçük Menderes Irmağı'nın Ege Denizi'ne döküldüğü körfezin kıyısında ve Panayır Dağı eteğindeymiş. Küçük Menderes'in getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca dağın güney batı yönüne, Bülbül Dağı yamaçlarına taşınmış. Efes'in ününü borçlu olduğu Artemis Tapınağı'nın ilk yapıldığı zaman (M.Ö. 560 - 550) büyük bir olasılıkla deniz kıyısında olduğu düşünülüyor.

Roma dönemine gelindiğinde tapınaktan yaklaşık 1.5 km uzaklıkta bulunan Panayır Dağı'nın batısındaki limana ulaşım, dar bir su yoluyla zorlukla sağlanabiliyormuş. Genç Bizans döneminde bu kanal dolarak kullanılmaz hale gelmiş. Antik çağda Efes, Kaystros vadisinden geçerek Asya'ya ulaşan büyük bir ticaret yolunun batıdaki başlangıç noktasıymış. Efes, tarih sahnesine M.Ö. 7. yüzyıl ortalarında Kimmer saldırısı sırasında çıkmış. Sırasıyla Efes'i Lidya Krallığı, Persler, Sparta Krallığı, Büyük İskender, Bergama Krallığı, Roma Krallığı, Gotlar ve Selçuklular ele geçirmiş. Büyük İskender'in M.Ö. 333'te kenti almasıyla birlikte 50 yıl süren bir refah dönemi yaşanmaya başlanmış. Helenistik dönem ise Efes'in en parlak günleri. Augustos döneminde Efes, Roma'nın Asya eyaletindeki kentlerin en önemlisiymiş. M.Ö. 1. yüzyılda kent önemli bir ticaret merkezi halini almış. Efes ve tapınak 262'de Gotlar tarafından yıkılmış. Kent bundan sonra bir daha eski görkemine ulaşamamış. Ortaçağ başlarında Efes, artık liman kenti olmaktan çıkmış ve bir düşüş içine girmiş. 1090 yılında Selçuklular tarafından fethedildiğinde de küçük bir kasabaya dönüşmüş. 14. yüzyılda kısa süren parlak bir dönem yaşayan kent, daha sonra terkedilmiş.

Efes'in Kuruluş Efsanesi
Efes ören yerinde, Hadrianus Tapınağı girişindeki frizde 3000 yıllık kuruluş kehanetinden şu şekilde söz ediliyor: Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kâhinlerine danışır. Kâhinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege'nin lacivert sularına yelken açar... Kaystros (Küçük Menderes) Nehri'nin ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verir. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirlerken, çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı kaparak kaçar. İşte kehânet gerçekleşmiştir. Buraya bir kent kurmaya karar verirler...

Yedi Uyuyanlar
Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları mağara. Gençler bir gece uykuya daldıklarında Dacius'un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla kaplatmışlar. Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği karanlığa aldırmadan uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler Hıristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de Hıristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış. 

Büyük Tiyatro
24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosu. En gösterişli bölümü ise sahne yapısı. Günümüze sadece zemin katının sağlam olarak gelebildiği sahne, yüksekliği 18 m.yi bulan sütunlu, 3 katlı, niş, heykel ve kabartmalarla süslü zengin ve anıtsal bir görünümündeymiş. Oturma basamakları üç bölümlü. Oyunlar haricinde tiyatro, gladyatör ve hayvan dövüşlerinin ilgi gördüğü 3. ve 4. yüzyıllarda Arena gibi de kullanılmış. 

Artemis Tapınağı 
Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı. Büyüklüğü, 105 x 50 m. ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönük. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele'nin Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman başladığı bilinmemekle birlikte Kybele'nin çeşitli evreler geçirerek Efesli Artemis biçimine girdiği kabul ediliyor. Tapınakla ilgili günümüze pek az kalıntı ulaşmış. Yapılan araştırmalar tapınağın 127 sütunlu olduğunu, ön cephedeki 36 sütunun kabartmalarla bezeli olduğunu göstermekte. Bu güzel tapınak M.Ö. 356 yılında adının tarihe geçmesini isteyen Herostratos adlı bir akıl hastası tarafından ateşe verilmiş. Sedir ağacından kirişlerinin hemen alev alması, tapınağın çok kısa sürede çökmesine yol açmış. Ardından aynı plana sadık kalınarak yeni tapınağın inşasına başlanmış. Coğrafya bilgini Strabon, bu antik tapınağın 7 kez yıkılıp, yeniden yapıldığını yazıyor. Kazılarda tapınağın ancak dört evresi ortaya çıkarabilmiş. 

St Jean Kilisesi
Havarilerin Kudüs'ten kovulmalarından sonra, beraberinde Meryem Ana ile birlikte Efes'e gelen St Jean, St Paulus'un ölümünden sonra "Asya Havarisi" unvanıyla Efes kilisesinin başına geçmiş ve Hıristiyanlığı yayma faaliyetini sürdürmüş. St Jean Kilisesi, Bizans İmparatoru Büyük Justinianus tarafından St Jean adına inşa ettirilmiş. Dönemin en büyük yapılarından bir olan, altı kubbeli kilisenin merkezi kısmında, altta, Hz. İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean'ın mezarı bulunmuş. Kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane bulunuyor.

Meryem Ana Evi
Bülbül Dağı üzerinde Hıristiyanlığın kutsal anası Hz. Meryem'in Evi bulunuyor. Hristiyanlarca ''Panaya Kapulu'' olarak da adlandırılan kutsal yerin M.S.4. yüzyılda inşa edildiği sanılmakta. Hz. İsa'nın yakalanıp çarmıha gerilişinden kısa bir süre önce, İsa annesini arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiş. St. Jean Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryem'in Kudüs'te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiş. Hıristiyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi üstlenmiş olan St. Jean çağın en büyük kenti durumundaki Efes'i kendine hedef seçmiş, Hz. Meryem'i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiş.St. Jean'ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmekte. Hz. Meryem'in tam 101 yaşına kadar Bülbül dağındaki bu yerde yaşadığı ve burada öldüğü kabul ediliyor. St. Jean, Meryem Ana' yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere götürmüş. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra Hz. Meryem'in bulunduğu yere Hıristiyanlarca ''Haç'' şeklinde bir kilise inşa edilmiş. Burası kötürüm olan ve Türkiye'ye gelemeyen bir Alman rahibenin tarifleri üzerine bulunmuş. Şifalı olduğuna inanılan bir de kaynak suyuna sahip olan Meryem Ana Evi, 1967 yılında Papa VI. Paul ve 1979 yılında Papa II. Jean Paul tarafından ziyaret edilmiş. Vatikan tarafından kutsal ilan edilen Meryem Ana Evi, dünyanın dört bir yanından gelen Hıristiyanların ziyaret ettiği gözde bir Hac Yeri durumunda. 

Yamaç Evler
Teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyormuş. Evlerin tabanlarında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler bulunuyor. Halen sürdürülen kazılar Yamaç Evleri'nde Efes zenginlerinin yaşadığını gösteriyor. 
4 bin metrekare üzerine kurulmuş evlerin ısıtma, soğutma sistemleri, salon, yemek ve çocuk odaları günümüzdeki yapılarla benzerlikler taşıyor. Dış görünümleri sade olan evlerin içleri zengin fresklerle süslü. 

Celcus Kitaplığı
Küretler Caddesi ve Mermer Cadde'nin birleştiği yerde Efes'-in en önemli anıtsal yapılarından biri olan Celcus Kitaplığı yükseliyor. İmparator Hadrianus döneminin özelliklerini yansıtan bu yapı M.S. 105-107 yıllarında Efes'in Asya eyaleti prokonsülü Julius Celsus Polemeanus'un ölmesi üzerine, onun anısına oğlu Aquila tarafından mezar anıtı olarak yaptırılmış. Hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenen yapıda kitap ruloları, yapı içerisinde, duvarlardaki nişlerde saklanıyormuş. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edildi. 


Dünyanın Yedi Harıkası'ndan biri olan Artemis Tapınağı da burada bulunmaktadır

PreviousNext

Sample Picture 1

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry.

EFES ANTIK KENT